|
|
Palmiyelerle
sıralanmış bulvarları ve ödüllü marinasıyla Türkiye’nin
turizm cenneti olarak bilinen Antalya
fotoğraf
makinelerinize güzel görüntüler alabileceğiniz harika
bir alternatif. Dar sokakları ve ahşap evleriyle Kaleiç Mahallesi
eski Antalya’yı tarihi surların arasında gözler önüne
seriyor. M.Ö. ikinci yüzyılda
Bergama Kralı 2. Attalos tarafından kurulan Antalya o günden
buyana bir çok imparatorluğun yerleşim alanı olmuş.
Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular şehir Osmanlı İmparatorluğunun
idaresi altına girene kadar bu topraklarda yaşam sürmüşler. Yapılan
kazılarda bulunan bulgular bölgenin
M.Ö 1500 li yıllarda Hitit İmparatorluğuna ait olduğunu
gösteriyor... Kumsala
kadar gelen çam ağacları, deniz seviyesinden birdenbire dimdik yükselen
dağlar kısacası el
değmemiş bir doğa… Yılda üç yüz gün güneş alan bölge, güneş
banyosu yapan, yüzen ve rüzgar sörfü, su kayağı, yelken, dağcılık
ve avcılık etkinliklerine katılanların için
adeta bir cennettir. Antalya’ya
mart da ya da nisanda gelirseniz öğleden önce güneşlenebilir öğleden
sonrada dağlarda kayak yapabilirsiniz.
Turunçgillerin, zeytinliklerin, çam ve palmiye ormanlarının,
muz ve avakado yetiştirilen yerlerin arasında
sizleri derinden etkileyecek tarihi mekanlar ve camiiler de var.
İşte bu mekanlardan biri olan Antalya’ya 18 km mesafede
bulunan bir zamanlar antik Pamphylian’ın önemli bir şehri olan
Pergedir. Ayrıca
Antalya’nın doğusunda buluna Antik Aspendos bütün zamanların
en iyi korunmış tiyatrosuna sahiptir.
15.000 kişiyi ağırlayabilen tiyatro bugünde kullanılıyor.
Agoranın, bazilikanın ve Anadolu’daki
insan yapımı en
geniş su kanalının
kalıntıları hala geçmişe ışık tutar gibi yerlerinde duruyor.
PERGE -
ASPENDOS - SIDE - MANAVGAT- MYRA- OLYMPOS- PHASELIS ETC.
|